Çoğu Yunanca olan 1600’den fazla “beddua levhaları” bilinmektedir ve en eski levha takımı (22 adet), Sicilya’daki Yunan kolonisi olan Selinus’ta bulunmuş ve M.Ö.6-5.yüzyıllara tarihlenmektedir.
Çoğu Yunanca olan 1600’den fazla “beddua levhaları” bilinmektedir ve en eski levha takımı (22 adet), Sicilya’daki Yunan kolonisi olan Selinus’ta bulunmuş ve M.Ö.6-5.yüzyıllara tarihlenmektedir.Çoğunlukla Attika menşeli levhalar, Klasik, Hellenistik ve İmparatorluk dönemlerindendir ve en çok agorada (çok amaçlı kullanılan pazar yeri) ve Kerameikos (çömlekçilerin yurdu olan geniş bir alan) mezarlığında bulunmuştur. Klasik Dönem’e ait olan beddua levhalarının genellikle konusu hukuki davalardır. Ticari beddualar ve tiyatro müsabakalarına ait olan levhalar M.Ö.5.yüzyıldan kalmadır.
Ayırmaya yönelik aşk bedduaları ve adalet duaları ise M.Ö.4.yüzyıla aittir. İmparatorluk döneminde özellikle M.S.2.yüzyılda, beddua levhaları Akdeniz çevresinde yayılmaya başlamıştır. M.S.2.yüzyıldan sonraki levhalar, özellikle Mısır ve Yahudi kültürüne ilişkin bilgiler de vermektedir. Yine M.S.2.yüzyılda sonra cinsel çekime yönelik aşk büyüleri ile atletik oyunlar ve yarış alanı büyüleri gibi yeni türler ortaya çıkmıştır. Yarış alanı büyüleri çoğunlukla Kuzey Afrika ve Suriye kökenlidir ve 48 levhadan oluşan Roma kökenli “Seth” grubu ana konuyu oluşturmaktadır.
Latince levhalarsa, daha çok Roma İmparatorluğu’nun batı tarafında bulunmuştur ve çoğu M.S.3 ile 4.yüzyıllara aittir. Çoğu adalet üzerine levhalardır. Yunanca “bağlama” anlamına gelen “katadesmos” terimi, levhaların dürülmesi için ya da temel işlev olan engelleme için kullanılmış olabilir.
M.Ö.5.yüzyıla ait bir hukuki bağlama metninde şöyle demektedir: “Eukles’in dili ve Aristophanis’in dili ve Angeilis’in dili ve Alkiphron’un dili ve Hagestratos’un dili. Eukles ve Aristophanis’in avukatlarının dilleri.” Anlaşılacağı üzere hukuki bir davada gerekli savunma ya da suçlama yapılamasın diye dillerinin bağlanması üzerinedir. Bu levhalar, genellikle dayanıklı olan kurşun malzemelere yazılmıştır. Kurşun dışında ise bronz, bakır, kalay, kırık çömlek parçaları (ostraka), kireçtaşı ve değerli taşlardır. Yunan kültüründe, altın ve gümüşe yazılmış, koruyucu muskalarda bulunmaktadır.
Başka bir örnek metinde ise şöyle yazmaktadır: “Büyü: Sen, en Frigyalı tanrıça, nympha tanrıça, Eidonea NEOI EKATOIKOUSE, senin … sana yalvarıyorum, nolur bana yardım et ve anası Fulgentia’nın doğurduğu şu Kardelos’u engelle ve baskı altına al ve cezasını çekeceği ölüm döşeğine getir ki, korkunç bir ölümle layığını bulsun, sefil bir hale düşsün. Ve sen, ey kutsal EULAMON, ve kutsal tılsımlar, ve hem sağımızda hem de solumuzda bulunan kutsal refakatçiler ve kutsal Symphonia. Bu sözler soğuk su borusundan yapılan levha üzerine yazıldı ki,… Kardelos’u aynı şekilde kımıldayamaz hale koy ve ölüm döşeğine getir ki, cezasını çeksin ve beş güne kalmadan korkunç bir ölümle ölüp gitsin…”
Levhalarda ölülerin haricinde çok sayıda tanrısal güce de yakarışlar bulunmaktadır. Erken dönemde özellikle yeraltı tanrılarından medet umulmaktadır. Ruhları yeraltı dünyasına götüren Hermes ile Hades’in eşi Persephone ya da Kore, erken dönem Attika levhalarında karşımıza çıkmaktadır. Bizzat ölüler diyarının tanrısı Hades ile yeraltının büyücü tanrıçası Hekate de kendilerinden medet umulan güçler arasındadır. Demeter gibi toprak ve Gaia gibi ana tanrıçalarda karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca “Voodoo bebekleri” isimli büyü heykelcikleri de dökme bronz, pişmiş kil ya da balmumundan yapılmaktaydı ve üzerine iğne benzeri çubuklar saplanabiliyor veya içlerine büyü metinleri içeren papirüsler yerleştiriliyordu.