M.Ö.3000’lerde başlayan Tunç Çağı, M.Ö.1200’lerde yani günümüzden 3200 yıl önce son buldu ve Karanlık Çağ başladı.

M.Ö.3000’lerde başlayan Tunç Çağı, M.Ö.1200’lerde yani günümüzden 3200 yıl önce son buldu ve Karanlık Çağ başladı. İhtişamlı ve estetik yapılar ile gösterişli seramiklerin yerini üstün körü yapılan seramikler ve özensiz yapılar aldı. Kahramanlar Çağı olarak da adlandırılan Son Tunç Çağı’nın bitişi birçok araştırmaya konu olduğu gibi, “deniz kavimleri” diye anılan bir toplumsal olayın sebep olduğu kanısı değer görmektedir. Anadolu’da Troia ve Hitit İmparatorluğu dahil çöküş dönemine girdi ve Akdeniz ve Anadolu coğrafyasında ayakta kalabilen en büyük toplum Mısır medeniyeti oldu.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nden Prof.Dr. Göksel Sazcı hocamın konuyla ilgili olan derslerinde bahsettiği ve İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Doç.Dr. Barış Gür hocamın “Tunç Çağı’nı Sona Erdiren Halklar: Deniz Kavimleri” isimli kitabında kaleme aldığı üzere, Mısır kaynaklarında, bu karanlığa geçişin müsebbipleri Lukka, Teresh, Sherden, Shekelesh, Ekvesh, Peleset, Denyen, Tjekker ve Weshesh gibi kavimlerdir. Kuraklık gibi doğa felaketleri ile savaş teknolojilerindeki gelişmeler kaynaklı olan bu istilacı ve yağmacı kavimlerin göçünde birçok teori üretildiği gibi, en önemli faktör arkeolojik kanıtlardır.

Miken (Kıt’a Yunanistan) saraylarının, kavimlerce yıkımının ardından göçmen gruplar Batı Anadolu’ya gelerek yerleşmiş ve melez bir kültür oluşturmuşlardı ve kazılarda çıkan seramik buluntularıyla Bademgediği Tepe önemli merkezlerden biridir. Deniz kavimleri için tipik olan kuş başlı, pruvaya sahip gemi ile mızrak, kalkan ve sorguçlu tüylü başlıklı savaşçılar tasvir edilmiştir. Bunun yanı sıra Kadı Kalesi ve Limantepe’de ele geçen seramiklerde de bölgeye yeni gelen halk gruplarını yansıtan benzer seramikler bulunmuştur.

Çok uluslu bir yapının bu göçlerde rol oynadığı söz konusudur. Malum Ege ve Akdeniz’de gemilerle olan göç hareketinden ötürü, ismi literatüre “Deniz Kavimleri” olarak geçmiştir. Çoğu bilgiyi kayıt altına antik Mısırlıların, Karnay yazıtı, Medinet Habu tapınağı, Harris papirüsü ile bazı dış kaynakların yazılı belgelerinden bu kavimlerin hareketlerini ve tasvirlerini öğrenmekteyiz.

Sizin de ilgiyle takip ettiğiniz Hititler bu olaydan hayliyle etkilenmiş ve imparatorluk bu dönemde çökmüştür. Geç Hitit Dönemi diye adlandırılan şehir devletleri gibi oluşumlara girmişlerdir. Hititlerin başkenti Hattuşa’da (Boğazköy) 1961 yılında bulunan bir metinde, Deniz Kavimlerinin Mısır’a saldırmadan önce Hitit’le denizde bir savaş yaptığını yazmaktadır ve bu Hitit’in denizde yaptığı tek savaş olarak bilinmektedir. Metinde Hitit kralı şöyle demiştir: “Ben büyük kral Şuppiluliuma, ordularıma derhal haber verdim ve kısa zamanda denize ulaştım. Alasiya’nın gemileri denizin ortasında benimle savaşa tutuştu. Onları yakalayıp, yaktım ve denizin dibine göndererek yok ettim… Karaya vardığımda, Alasiyalı düşmanlar savaşmak için tekrar kalabalık bir şekilde üzerime geldiler.”

Çok detaylı ve uzmanlık gerektiren bu arkeolojik olayı sizlere kısaca tanıtmak istedim. Konuya ilgi gösteren okurlarımın, yukarıda bahsettiğim Barış Gür hocamın kitabını ve Robert Drews’in “Tunç Çağı’nın Sonu” isimli kitabını incelemelerini tavsiye ederim.