Karakaş, bu olaydaki yakıştırmalarda Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’a haksızlık edildiğini, ancak bunu yapana da hesabının sorulması gerektiğini söyledi. Görevlilerin uyarmasına rağmen, resmin üstündeki pankartın kaldırılmadığını öğrendiğini söyleyen Karakaş, bunu inadına yapanlara ‘derdiniz ne?’ şeklinde tepkili bir soru yöneltti.

DSP İl Başkanı Ufuk Cankaya ile birlikte, CHP Merkez İlçe Başkanı Celal Karakaş’ın Çanakkale ve ülke gündemini değerlendirdiği Siyaset Arenası’nda bu hafta HDP İl Başkanlığı tarafından Türkan Saylan Belediye Sosyal Tesislerindeki panelde Atatürk’ün üzeri pankartla kapatılan fotoğrafı, Fırat Kalkanı Operasyonu ve Rus Büyükelçisine yapılan suikast konuşuldu.

Programın büyük bölümüne kent gündeminde sosyal medya başta olmak üzere, siyasetçiler tarafından da ağır dille eleştirilen HDP etkinliğindeki o manzara damgasına vurdu. CHP’li Karakaş, HDP tarafından yapılan bu olayın Belediye Başkanı Ülgür Gökhan ile ilişkilendirilmesinin haksızlık olduğunu vurguladı. Karakaş, o günkü etkinlikte HDP’nin Atatürk resmine uyguladığının hesabının yapandan sorulması gerektiğine dikkat çekerek şunları aktardı; “Bizimde hafta sonu İl Danışma Kurulu Toplantısı vardı. Belediye başkanımız da oradaydı. Orada da Atatürk resmi, Türk bayrağı ve partimizin bayrağı var. O kadar bayrağımız var, bizim için Atatürk posterinin üstünü kapatma ihtiyacı doğmadı. Böyle bir şey zaten söylenmez de; ‘Yani hiçbir yer yok orada, bir tane duvar var. Oraya bir şey asmak zorundayız, orda da Atatürk posteri var acaba onu kaldırsak, asabilir miyiz’ gibi bir sorun olmaz, olmadı. Burada haksızlık etmesinler, Çanakkale Belediyesi herkese kiralıyor burayı. Şunun için söyledim. Bizim partimizin toplantısı olmasaydı, belediye başkanı orada olmayacaktı. Biz böyle bir şeyi yapmış olsaydık, e nasıl haberi olacak belediye başkanının. Siz de partiniz için bir toplantı yapmak çin orayı kiralayabilir misiniz, kiralarsınız. (Ufuk Cankaya’ya soruyor). E başınıza silahlı nöbetçi mi koyacaklar sizin ‘ne yapıyorsunuz’ diye? Demek ki bundan sonra verirken, bir sözleşme imzalatmak lazım; ‘şu postere dokunmayacaksınız’ diye. Ama eğer buralara geldiysek bu iş çok kötü. Şimdi onu kim astıysa, onun hesabını sormak lazım tabi ki. Salonu kim kiralamış, HDP il başkanı mı? Çağırıp somak lazım ‘bu nedir?’ diye. Evet hesap sormak lazım. Eğer o hesabı soramazsak, bu hiç doğru bir şey olmamış olur.”

“Cumhuriyet savcılarının harekete geçmesi lazım”
Programın moderatörlüğünü yapan Ufuk Cankaya, “Peki bu hesabı sorması gereken belediye başkanı mıdır? Yoksa emniyet kuvvetleri midir? Yaklaştığımız nokta çok doğru gelmiyor bana. Kimin hesabı sorması lazım veya bunu hesabı Ülgür Gökhan’a mı sorulmalı” şeklinde yönelttiği soruya Karakaş şu cevabı verdi; “Ama orada haksızlık ediyorlar şimdi başkana. Çünkü alanı istiyorsunuz, veriyorlar ve karşılığında hiçbir ücret alınmıyor. Sivil toplum kuruluşları için ciddi anlamda katkı sağlıyor orası. Kiralayan insanın da başkanı zor durumda bırakacak bir şeyleri yapmaması lazım. Çünkü başkan ne kadar bu işte bir sorumluluğu olmasa da hemen öyle yüklenirler. Onu için ‘bize bu iyiliği yapan Çanakkale Belediyesi’ne, belediye başkanına sıkıntı yaratacak bir iş yapmamamız’ demeleri lazım. Bunu dememeleri hakikaten çok ayıp. Bir kere insani olarak bunları izah etmek mümkün değil. Siyasi açıdan bakarsak Atatürk ile sorunu olan insanlar çok fazla bu ülkede. Bir açıklama yapmaları lazım. Burada basın mensuplarına, fotoğraflarla gidip sorsunlar ‘buradaki amacınız nedir’ diye. Bu da işin bir boyutu. Onlar da izah etsinler. İkinci boyutu, sorun valiyi mi ilgilendiriyor, emin değilim. Ama bir hesap soracak merci var. Valilik vasıtasıyla emniyet devreye girer ama sanırım Çanakkale Valiliğini ilgilendiriyor. Çünkü Çanakkale Belediyesi salonu kiralamış. Adı kiralamış, ücret almadan veriyor, kira falan da yok ortada. Tamamen yardımcı olmak amacıyla veriliyor. Çanakkale Valiliğinin vasıtasıyla Cumhuriyet savcılarının harekete geçmesi lazım.”

“Görevliler fark edipte uyarmadılarsa yanlış yapmışlar”
Karakaş, “Başkanı da burada günah keçisi yapmamak lazım. Ben pek çok toplantıda bulundum orada. Çoğu partimizi ilgilendirmiyordu. Sivil toplum örgütlerine verilmiş. Ne yapsın yani, başkan gelip hepsinde nöbetçi mi tutacak, olmaz. Diyeceksiniz ki şimdi, ‘orada görevliler fark etmemiş olabilir mi?’ Eğer fark edipte uyarmadılarsa yanlış yapmışlar. Oradaki arkadaşımız görüp de ‘bunu yapmayın, bu yanlıştır’ dediyse ve buna rağmen asıldıysa, bu daha da önemli bir suç oluyor. Fark etmediyse orada görevliye diyecek bir şey yok. Çünkü kimsenin de aklına gelmez. Ben bu haberi duyunca inanamadım. Dedim ki olmaz öyle bir şey. Acaba nasıl bir kafa karıştıran açıklama var şeklinde düşündüm. Nereye ne asıyorlar diye bakmak aklına gelmemiş olabilir mi? Bu kadar aykırı bir şey yaparsanız olabilir. Yine de oradaki görevli arkadaşlara da sormak lazım; ‘fark ettiniz mi, uyardınız mı?’ diye. En azından ‘Fark edip uyardık’ diyorlarsa, ona rağmen yapılıyorsa, o zaman biraz daha ağır bir olay olur. Tabiki önce bir soruşturmak lazım” dedi.

“Derdiniz ne arkadaş”
Programın reklam arasında bir bilgi alan Karakaş, görevlilerin uyardığı ve uyarıya rağmen kaldırılmadığını aktararak, “Görevli uyarmış, aynı zamanda İstiklal Marşı okunmamış. Parti içi bir toplantıymış. Bunula birlikte ayrı gazetelerden basın mensupları da oradaymış. Burada suç mu değilmiyi geçelim. Suç zaten. Ne ceza verileceği de önemli değil. Ben şunu sormak istiyorum, derdiniz ne? Baktık fotoğrafa, her taraf müsait inadına gelip Atatürk’ün üstüne asıyorsunuz. Bence derdi nedir, sorusuna verilecek cevap her şeyden daha önemli. Yoksa 6 ay ceza, para cezası, işte bir yıl, iki yıl bunlar nemli değil. Tabi ki yasalar açısından önemli ama benim merak ettiğim, derdiniz ne arkadaş. Burayı insanlara bir daha vermeme noktasına getiririniz. Sonra dersiniz ki ‘toplum bizi dışlıyor. İstiklal Marşını okumuyorsun, Atatürk resminin üzerini kapatıyorsun, bide bunları belgelemek için basın mensuplarını orada bulunduruyorsun. Parti içi toplantılarda basın dışarıya çıkarılır. İnsanlar daha rahat konuşsunlar diye, Varsa eleştiriler dışarıya yansımasın diye. İnadına basını orada tutuyorsun. Çanakkale basınına bir görev düşüyor, gidecekler bu soruyu soracaklar; ‘neden kapattınız, derdiniz ne? Yoksa buradan belediye başkanını eşleştir falan, bunlar hoş şeyler değil. Cumhuriyet savcıları da bu işin üstesine gitmeli. Çok net üzerinde yorum yapılmayacak kadar bir durum söz konusu” dedi.

Editör: Ersan Küçükkuru